Me’mun, Abbasi halifelerindendir. Halife Hârun’ür-Reşid’in oğludur... Hârun’ür-Reşid’in ölümünden sonra oğlu Emin tahta geçti. Hârun’ür-Reşid, Emin’i velîahd yapmış, ondan sonra da kardeşi Me’mûn’un, hükümdar olmasını kararlaştırmıştı. Emin, hükümdar olunca kardeşi Me’mûn’u velîahdlıktan azletti. Çünkü saltanatı oğlu Abdullah’a bırakmak istiyordu.. İMAM ALİ RIZA’YI ÇOK SEVERDİ
Emin bu konuda kendisine engel olmak isteyen kimseyi dinlemedi ve kardeşi Me’mûn’u ortadan kaldırmak için, ordusunu üzerine gönderdi, fakat ordusu bozuldu ve kendisi Hicri 198. yılında öldürüldü. 
Me’mûn, kardeşi Emin’le savaşırken ona galip gelirse, halîfeliği İmâm Ali Rızâ hazretlerine vereceğini ilan etti. Çünkü onu çok severdi. Halîfe Me’mûn kardeşi ile olan savaşı kazandıktan sonra, İmâm Ali Rızâ’ya bir mektup göndererek, hilâfeti kendilerine terk edeceğini bildirdi. İmâm Ali Rızâ birçok sebepler ileri sürerek bu teklifi kabul etmedi... 
Bir gün Halîfe Me’mûn ava çıkarken, çocukların oynadığı sokaktan geçti. O esnada, bütün çocuklar sokaktan kaçtı. Muhammed Cevâd da orada çocukların yanında duruyordu. Yalnız o olduğu yerden ayrılmadı. Bunun üzerine Halîfe Me’mûn ona yaklaşarak: “Ey çocuk! Sen neden kaçmadın?” diye sorunca, İmâm-ı Takî “Ey Emîr-ül-Müminîn, yol dar değil ki, kenara çekilip genişleteyim. Suçum yok ki, senden korkup kaçayım. Senin suçsuz kişileri incitmeyeceğine inanıyorum” diye cevap verdi. 

SEN KİMİN OĞLUSUN?
Bu güzel yüzün ve tatlı sözlerin sâhibi olan çocuk halifenin hoşuna gitti. Ona; “Sen kimin oğlusun?” diye sorunca, “İmâm Ali Rızâ’nın oğluyum” cevâbını verdi. Halîfe, İmâm Ali Rızâ’yı rahmetle andı. Daha sonra Me’mûn, kızı Ümmü Fadl’ı Muhammed Cevâd’a nikâh etti...
Ümmü Fadl, bir gün babası halife Me’mûn’a bir mektup yazarak, İmâm-ı Takî’nin kendisinin üzerine başka bir hanım almak istediğini şikâyet etti. Halife Me’mûn cevap yazarak; “Seni İmâm-ı Takî’ye verirken, Cenâb-ı Hakk’ın ona helâl ettiğini haram etmedim. Bundan sonra bana bu konuda şikâyet mektubu yazma” dedi.
Halife Me’mun 833 senesinde vefat etti. Ölümü esnâsında, “Ey mülkü dâim olan Allah’ım, mülk ve memleketini ve hattâ her şeyini kaybeden kuluna merhamet et” dedi...