Abdullah bin Cahş hazretleri orta boylu, çok yakışıklı bir zât idi. Peygamber efendimizi pek ziyade severdi... Hicretin üçüncü senesinde yapılan Uhud Harbinde büyük kahramanlıklar gösterdi. Bu mübarek yiğitliğin sembolüydü. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri, Uhud Harbinde Hz. Abdullah bin Cahş ile arasında geçen konuşmayı şöyle anlatır: 
-Uhud’da savaşın çok şiddetli devam ettiği bir andı. Birdenbire yanıma sokuldu, elimden tuttu ve beni bir kayanın dibine çekti ve şunları söyledi: 
-Şimdi burada sen duâ et, ben “âmin” diyeyim. Ben de duâ edeyim, sen “âmin” de! 
“Kanlar içinde geleyim”
Ben de “Peki” dedim. Ben şöyle duâ ettim: 
“Allahım, bana çok kuvvetli ve çetin kâfirleri gönder. Onlarla kıyasıya vuruşayım. Hepsini öldüreyim. Gâzi olarak, geri döneyim.” 
Benim yaptığım bu duaya bütün kalbiyle “âmin” dedi. Sonra kendisi duâ etmeye başladı: 
“Allahım, bana zorlu kâfirler gönder kıyasıya onlarla vuruşayım. Cihadın hakkını vereyim. Hepsini öldüreyim. En sonunda bir tanesi de beni şehîd etsin. Sonra benim dudaklarımı burnumu, kulaklarımı kessin. Ben kanlar içinde senin huzuruna geleyim. Sen bana; 
-Abdullah, dudaklarını, burnunu, kulaklarını ne yaptın? diye sorduğunda, “Allahım, ben onlarla çok kusur işledim, yerinde kullanamadım. Senin huzuruna getirmeye utandım. Sevgili Peygamberimin de bulunduğu bir savaşta, toza toprağa bulandım da öyle geldim” diyeyim dedi. 
Gönlüm böyle bir duaya “âmin” demek arzu etmiyordu. Fakat önceden söz verdiğim için mecburen “âmin” dedim... 
Daha sonra, kılıçlarımızı çektik, savaşa devam ettik, ikimiz de önümüze geleni deviriyorduk. “Allah Allah!” diye çarpışırken Abdullah’ın kılıcı kırıldı. 

Arzu ettiği gibi öldü!
O anda Sevgili Peygamberimiz O’na bir hurma dalı uzatarak, savaşa devam etmesini buyurdu. Bu dal bir mucize olarak kılıç oldu ve önüne geleni kesmeye başladı. Birçok düşmanı öldürdü. Savaşın sonuna doğru Ebül-Hakem isminde bir müşrikin attığı oklarla arzu ettiği şehâdete kavuştu... 
Şehid olunca kâfirler bu mübârek şehîdin cesedine hücum ederek burnunu, dudaklarını ve kulaklarını kestiler. Her tarafı kana boyandı. Muharebe bittikten sonra Hz. Abdullah bin Cahş’ı ve dayısı “Seyyid-üş-şühed┠ya’nî “Şehidlerin efendisi” Hazreti Hamza’yı aynı kabre defn ettiler...