Abdulmuttalib, Sevgili Peygamberimizin dedesidir. Vefatı sırasında oğullarını yanına çağırdı ve kendisine, oğlu Abdullah’ın emaneti olan henüz 9 yaşındaki Sevgili Peygamberimizi emanet edecek birini tesbit etmeye çalıştı. Oğullarından hiçbirini buna layık görmüyordu. Bunun üzerine en küçükleri olan Ebu Talib;
-Onu yetiştirmek için ben herkesten daha fazla arzuluyum. Ama ağabeylerim dururken onların önüne geçemezdim. Gerçi malım, mülküm az, yoksul sayılırım. Lakin sevgi ve ilgim herkesten ileridir, dedi. “Hep istişare ederim” 
Abdulmuttalib; 
-Bu değerli hizmet senin olmalı. Bununla beraber, her işimde O’nunla istişare eder ve işaretine göre hareket ederim. Bu usulle hep doğru sonuçlara vardım. Şimdi de kendisi ile meşveret edeceğim. Kimi seçeceğini bizzat kendisi tayin etmeli, dedi ve Resulullah’a sordu:
-Ey varlık hikmetim! İçim sevginle dolu olarak ahiret yolundayım... Artık senden mahrum kalıyorum. Amcalarından hangisinin manevi babalığını tercih edersin?
Dalgalı siyah saçlı, kara kaşlı, kara gözlü, kırmızının güzelleştirdiği beyaz yüzlü çocuk, bir anda koşup kollarını Ebu Talib’in boynuna doladı. Efendimiz, babası Hazret-i Abdullah’la anne bir kardeş olan Ebu Talib’i seçmişti. 
Abdülmüttalib memnun...
-Allah’a hamdolsun! Netice isteğime uygun tecelli etti, dedi ve devamla;
-İyi dinle Ebu Talib! Bu narin yavru, ana-baba şefkatinden mahrum kalmıştır. O’na göre davran. Seni kardeşlerinden üstün tuttuğum için, yüksek emaneti ihtimamına bırakıyorum. O’nun babası ile sen, aynı anadan doğdunuz. Öz canın kadar aziz bil ve sıkı koruyup kolla. Yeğeninin Peygamberlik günlerini idrak edersen, âlemşümul da’vetine mutlaka tabi ol! Bunlar sana baba vasiyetidir. Kabul ediyor musun? dedi.
Ebu Talib; 
-Kabul ettim. Allah, gizli ve aşikar her şeyi bilir, dedi.

“Şahid olun ki!..”
Abdülmuttalib; 
-Elini uzat! Elini uzat ki bu yüce emaneti sana bizzat teslim etmiş olayım, dedi. Sonra Ebu Talib’in elini sıktı ve torununu yanına alarak, kâinatın en güzel başını ve en güzel gözlerini öpüp kokladı;
-Şahid olun ki, ben cihanda bundan daha güzel bir koku ve bundan daha güzel bir yüz görmedim, dedikten kısa bir zaman sonra ruhunu teslim etti...