Mâlik bin Dînâr hazretleri, hacda iken garip bir rüya görmüştü... Uyanınca rüyada kendisine bahsedilen “Muhammed oğlu Abdurrahmân” adındaki kimseyi aramaya başladı. Sordukları kimse “Aradığın kimse her yıl hacca gelir” dediler. Araya araya onu bir köşede Kur’ân okurken buldu. Abdurrahmân onu görünce bir âh çekip bayıldı. Daha sonra şöyle dedi: 
-Allahü teâlânın beni affetmediğini söylemeğe geldin değil mi? 
Mâlik bin Dînâr hazretleri çok şaşırdı. Ona hayret edip sordu: 
-Sâlihlerden birine benziyorsun. Çok merak ettim. Acaba, Allahü teâlâ seni niçin affetmiyor.
“Ona hakkımı helâl ettim.!”
-Bir ramazan ayının ilk gecesi idi. İçip sarhoş olmuştum. Bu sırada babama vurup bir gözünü çıkarmışım. O da bana bedduâ etmiş. Ertesi günü ayılınca neler yaptığımı büyük bir üzüntü ile öğrendim. Her yıl böyle hacca gelir duâ ederim. Fakat, her seferinde sizin gibi birisi rüyâmda “Allah seni affetmedi” diye söyler...
Onun bu hâline Mâlik bin Dînâr acıdı, babasını sorup yerini öğrenerek onun yanına gitti ve şöyle dedi:
-Farzet ki kıyâmet kopmuş, oğlun Abdurrahmân’ı tutup Cehennem’e götürüyorlar. Onu bu hâlde görsen üzülmez misin? 
Bunu duyunca babası ağlamaya başladı. Daha sonra kendine gelip dedi ki: 
-Sen şâhit ol ki, oğlumu affettim ve ona hakkımı helâl ettim.
Mâlik bin Dînâr, hemen ondan izin alarak oğlunun yanına gelip müjdeyi verdi: 
-Baban senin suçunu bağışladı. Biraz sonra seni görmeye gelecek. 
Bunu duyunca Abdurrahmân ağlayarak tekrar bayıldı. Bu sırada babası geldi. Ayıldığında babasını baş ucunda gördü ve dedi ki: 
-Babacığım ne olur, sen de benim gözümü çıkar ki, kıyâmete kalmasın! Babası;
-Ey gözümün nûru! Ben seni affettim. Senden râzı oldum, dedi. 

“Baban senden râzı değil!”
Bu sırada Abdurrahmân iki defâ şehâdet getirdi. Mâlik bin Dînâr ona “Hâlin nasıldır?” diye sordu: 
-Baygın halde iken elinde topuz olan bir melek bana: “Baban senden râzı değil! Bu topuzla senin başına vuracağım” dedi. Az sonra, başka bir melek gelip yeşil bir mendille gözlerimin yaşını sildi ve dedi ki: “Şehâdet getir! Baban ve Allahü teâlâ senden râzı oldu” dedi. Bunları söyler söylemez rûhunu teslim etti...