Abdülazîz bin Yahyâ el-Kınânî hazretleri, Halîfe Me’mun zamanında Bağdâd’a geldi. İbn-i Uyeyne, Abdullah bin Muâz es-San’anî, Mervân bin Muâviye el-Fezârî, Hişam bin Süleymân el-Mahzûmî gibi âlimlerden rivâyetlerde bulunup, ilim öğrendi... Ondan da, Ebû Bekir Ya’kûb bin İbrâhîm et-Teymî, Hüseyn bin Fadl el-Beclî rivâyetlerde bulunmuştur... 
Dâre Kutnî buyurdu ki:
Dâre Kutnî onun hakkında dedi ki: “İmâm-ı Şâfiî’nin fazîletlerine dâir, Ebû Ali İsfehânî’nin yazdığı kitapta okudum. Bu eserde, İmâm-ı Şâfiî’den ilim alan talebeleri anlatılmakta ve şöyle denilmektedir: Ona tâbi olan, ondan ilim alıp, fazîletini itirâf edenlerden birisi de Abdülazîz bin Yahyâ’dır. O, İmâm-ı Şâfiî hazretleri ile uzun müddet beraber kaldı. Beraber Yemen’e gittiler. Abdülazîz bin Yahyâ da, kendi kitaplarında, husus ve beyân mevzularını anlatırken İmâm-ı Şâfiî’den bahsetmiştir. Bütün bu bilgiler, İmâm-ı Şâfiî’nin Risâle adlı eserinde mevcuttur...”
Abdülazîz bin Yahyâ, Ehl-i sünnet i’tikâdını müdâfaa için, Ehl-i bid’atten olanlarla münazaralar yapmıştır. İçerisinde, münâsip olmayan birçok mevzunun bulunduğu “Hayda” kitabı ona nisbet edilmişse de, büyük âlim Zehebî bunu kabul etmemektedir.
Hatîb-i Bağdâdî: “Abdülazîz bin Yahyâ, ilim ve fazîlet sâhiblerindendir. Çok eserleri vardır. İmâm-ı Şâfiî’nin yanında yetişen âlimlerden olup, devamlı onunla beraber olmakla tanınmıştır” demektedir.

“Dünyada rahat yoktur!”
Büyük âlim Ebû Ayna anlattı: “Abdülazîz el-Kınânî, fizikî yönden pek gösterişli değil idi. Bir gün halîfe Me’mûn’un huzuruna girdi. Halîfe’nin yanında Ebû İshâk el-Mu’tasım vardı. Bu mübarek zat girince güldü. Bunun üzerine Abdülazîz el-Kınânî: 
“Ey mü’minlerin emîri! Bu bana niçin gülüyor? Allahü teâlâ, Yûsuf aleyhisselamı güzelliğinden, yakışıklılığından dolayı peygamber olarak seçmedi ki” dedi. Me’mûn güldü ve cevâbını çok beğendi.
Abdülazîz bin Yahyâ hazretlerinin son sözleri şunlar oldu:
“Ölüm, ‘Fena’dan ‘Beka’ya, mü’min için rahatsızlık evinden rahat evine gidiştir. Dünyada rahat yoktur. O daima kendisine yâr olana ihanet etmiştir. Vefasızlığını kahkaha ile örter. Vefa yurdu olan ahireti ise hiç hatıra getirmez bir sihirbazdır...”