Ebu Müslim Buhârî hazretleri, Horasan Hükümdarının kumandanı idi. Onunla birlikte Merv şehrine geldiler. Oranın halkına şöyle bir soru sordu: 
- Şehrinizde hiç “hakîm” var mıdır ki, ehl-i hikmet ola? Halk da; 
- Vardır, fakat Mecûsî’dir, dediler. EBU MÜSLİM’İ ONA GÖTÜRDÜLER
Ebu Müslim, onun yanına götürülmesini istedi ve götürdüler. 
Ebu Müslim’le Mecûsî arasında şöyle bir konuşma geçti:
- Sen bir Mecûsî olduğun halde, ismini niçin Hakîm koydun?
- Üç sebepten dolayı:
1. Gerçekleri gördüğüm zaman, asla yalan söylemedim. 
2. Âhireti bildim ve onu dünyaya tercih ettim. 
3. Benim bir ilâhım vardır ki, onu her sabah ayaklarımın altına alır çiğnerim. 
- Şimdi seni kılıç ile öldüreceğim. 
- Sözlerimin te’vil ve tefsirini sor ondan sonra ne istersen yap. 
- Üçüncü sözünün tefsiri nedir? 
- Size nazil olan kitabı okumadın mı ki: “Ya Muhammed, kendi nefsini ilâh ittihaz eden kimseyi görmez misin?” mealindeki âyet-i kerîmeyi okuyarak, yani ben kendi hevamı ayağımın altına alıp çiğnerim ki, bana gâlib olmaya. 
- O halde, sen gerçekten hikmet sahibisin. Fakat niçin îmana gelmezsin? 
- Kalbim kilitlidir ve anahtarı sizin elinizdedir. 
Ebu Müslim hazretleri oradakilere; 
- Ey Müslümanlar! Hepiniz abdest alarak sahraya çıkın, diye emir verdi... 

İLK HARPTE ŞEHİT DÜŞTÜ
Hep birlikte sahraya çıktılar. İki rek’at namaz kılıp, secdeye kapanarak, Mecûsî’nin îmana gelmesi için dua ve niyazda bulundular. Bunun üzerine Mecûsî; 
- Ey kumandan! Dua ve tazarruyu daha fazla yapın, zira kilit sallandı, dedi. 
Onlar da daha fazla dua edince, Mecûsî tekrar çağırdı: 
- Artık başlarınızı kaldırın, kilit açıldı. Bana îman ve İslâm’ı arz edin, deyip Ebu Müslim hazretlerinin huzurunda Kelime-i şehadeti söyleyerek îmana geldi ve Ebu Müslim’in ordusuyla hemen sefere çıktı. Mümin olarak katıldığı ilk harpte şehit düştü...